PR VE NETWORKING[/b]

Ibid[/b]'a göre PR[/b], düşüncelerin istenen sonuçları yaratma amacı ile çeşitli gruplara ustaca aktarılması, becerikli bir haberleşme oluşumunun gerçekleştirilmesidir. Dolayısıyla, öncelikle hedef kitlemizi iyi tanımlamamız gerekmektedir. Kitleyi sadece gelir dağılımı, cinsiyet, yaş v.b gibi kriterlere göre değil, firmanın etki alanına giren kriterlere göre de segmente etmeliyiz. Pozitif düşünenler, baskı altındakiler, milliyetçiler, sosyal demokratlar, okulunu sevmeyen lise öğrencileri gibi birçok tanım altında gruplayabileceğimiz hedef kitlelere özel olarak iletişim stratejilerinin uzun yıllar boyunca sürecek bir şekilde tasarlanması gerekir.
Reklamdan farklı olarak PR[/b], LTV (Life Time Value)[/b] yani ömür boyu değere önem gösterir. PR[/b], içinde firmayla şu anda ilişki geliştirmemiş olsa da, ileride geliştirme ihtimali olan tüm bireylerin de dahil olduğu kitlenin katabileceği değeri arttırmak için göz ardı edilmemesi gereken bir araçtır. Reklam da ise firmanın satışlarını hemen arttırması beklenir.
Çoğumuz belki yukarıda anlattığım konulara aşinayız, ancak kaçımız kendi PR[/b]'ını sistematik bir biçimde uyguluyor? Kaliteli ve faydalı bir network[/b]'e sahip miyiz ve network[/b]'ümüzdeki kişilerle ne ölçüde ilişkilere sahibiz?
İster ücretli çalışan, ister kendi işimizin sahibi olalım, hepimiz sürekli farklı karakterdeki birçok insanla iç içeyiz. Hayatın doğal dengesi gereği şu an için bazı ilişkilerimiz sekteye uğrasa da, gelecekte tekrar eski samimi ilişkilere sahip olmamız gerekebilir. Kiminle bir daha nerede, nasıl karşılaşacağımızı asla bilemeyiz.
Aşağıdaki sorulara vereceğimiz cevaplar kendi PR[/b]'ımızı yapmaya başlamamız için gerekli temelleri oluşturacaktır.

İlişkide bulunduğumuz insanları ne kadar tanıyoruz?
Onlar bizi ne kadar tanıyorlar?
Kendimizi iyi tanıyor muyuz ve nasıl ifade edebiliyoruz?
Kurduğumuz ilişkiler ne ölçüde samimi?
İlişkilerimizde zaman zaman zayıflamalar oluyor mu, bunları ölçebiliyor muyuz ve düzeltmek için ne yapıyoruz?